N etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
N etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nag Hammadi Kitaplığı

Nag Hammadi orta Mısır’da bir kenttir. Bu şehirden iki köylü 1945 yılında mühürlenmiş bir kavanoz içinde 12 deri ciltte papirüs yazmalar bulmuştur. Bunlar toplamda 52 gnostik nitelikli metinden oluşmaktadır ve bu tür eserlerin yasaklandığı bir zamanda yakındaki bir manastırda yaşayan rahip veya rahipler tarafından gömüldüğü düşünülmektedir.

Yazmalar Kıpti dilinde olup hepsinin Yunanca’dan çevrildiği sanılmaktadır. Bunlar içinde en ünlüsü Thomas İncili olup, bu İncil’in tam kopyası sadece Nag Hammadi kitaplığında bulunmaktadır.

Nazizm

Nazizm, Nasyonal Sosyalist Almanya İşçi Partisinin (NSDAP) sahip olduğu siyasi ideolojinin adıdır. NSDAP, 1933-1945 yılları arasında Almanya’yı yönetmiş ve Almanya’nın II. Dünya Savaşını başlatmasına neden olmuştur. Bu savaş sonucunda Almanya yenildiğinde, parti lideri Adolf Hitler’in intiharı ile Nazi yönetimi son bulmuştur.

Partinin ideolojisi olan Nazizm, Alman ırkçılığına ve katı bir çalışma disiplinine dayanmaktaydı. Üstün Ari ırk olduğunu ileri sürdükleri Alman ırkının tüm dünyaya hakim olması için saldırgan ve yayılmacı bir politika izlemişlerdir.

Nazizm’in komplo teorilerine konu olması daha çok Siyonistlerle işbirliği iddiaları bağlamındadır. Bu ilişki, Siyonistlerin Yahudileri Avrupa’dan arz-ı mevud’a (vadedilmiş topraklara) yönlendirme politikası kapsamında değerlendirilmektedir. Siyonistler’in Nazilere finansal destekte bulundukları ve Avrupa’da yaşayan Yahudileri Ortadoğu’ya yöneltmek için Yahudi karşıtı büyük bir kampanya yürütülmesini teşvik ettikleri öne sürülmektedir.

En kısa sürede en fazla Yahudiyi ne yapıp edip, bir şekilde Filistin'e getirmeyi hedefleyen Siyonizmin çabaları gerçekten de bir fiyaskoydu. Yoğun propagandaya rağmen, Kutsal Topraklar'a göç faaliyeti çok zayıf kalmıştı. 19. yüzyılın sonunda Filistin'de 50.000'den az Yahudi yaşamaktaydı. Bu rakam, Filistin halkının %7'sini oluşturmaktaydı. 1917 Balfour Deklarasyonu'ndan iki sene sonra, nüfus hala 65.000'in üzerine çıkamamıştı. 1920 ile 1932 arasında geçen 12 yıl içinde, sadece 118.378 Yahudi daha Filistin'e getirtilmişti ki, bu da dünya Yahudi toplumunun yüzde biri bile değildi. Bu yüzden ciddi bir itici güç aranmaya başlamıştı.

Der Spiegel dergisinde yayınlanan bir makalede, siyonistlerin Nazilerin iktidarı ele geçirişini kendileri için olağanüstü bir tarihsel olanak olarak gördükleri aktarılmaktadır. Nazilerin samimiyetle Yahudi karşıtı oldukları kesin olmakla birlikte, Siyonistleri iyi yahudiler olarak nitelendirmişlerdir. 1935 Mayıs'ında SS Güvenlik Servisi Başkanı Heydrich, Siyonistlere ilişkin şöyle diyordu: "Kendilerine iyi dileklerimizle birlikte resmi desteğimizi de sunuyoruz."

Bu arada, Dünya Siyonist Örgütü Kongresi 1933'de Hitler´e karşı eylem çağrısını 43'e karşı 240 oyla geri çevirmişti. Ve yine bu örgüt Alman ekonomisinin dar boğazda olduğu bir dönemde Nazi Almanyası'na yönelik Yahudi boykotunu kırmıştır. Dünya Siyonist Örgütü, Yahudi boykotunu kırarak Tel-Aviv'de kurdukları Trust and Transfer Office Haavara adlı şirketle Alman mallarının Ortadoğu ve Kuzey Avrupa'da dağıtımını üstlenmiştir.

Siyonistlerin bu Nazi dostluğunun karşılığı olarak SS Güvenlik Servisi'nden Mildenstein, Siyonizm'e destek olmak için altı aylığına Filistin'e gitmiş; Hitler'in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels 1934'de Der Angriff'e Siyonizmi öven on iki bölümlük bir rapor yazmıştır.

Ayrıca iddiaya göre siyonistler, Alman, silah yapımcılarına döviz kaynağı sağlamışlardır. Norden International Nickel Trust adlı şirketin Almanya için stratejik önemi olan hammaddeleri sağladığına dikkat çekilmiştir. Hitler'in iktidara gelmesinden bir yıl sonra IG Fabren Industrie adlı Alman şirketiyle, sözkonusu şirket arasında bir anlaşma imzalanmıştır.

Sonuçta Nazi politikası, Yahudileri, Avrupa’dan Ortadoğu’ya ve Amerika’ya yönlendirmiştir. II. Dünya Savaşından çok kısa bir süre sonra 1948 yılında bağımsız İsrail Devleti ilan edilmiştir.

Nazilerle ilgili bir başka husus da, Nazi mistisizmi olarak nitelendirilen ve Nazizm ideolojisinin arkaplanında yer alan, okült, ezoterik ve paranormal uygulama ve geleneklerdir. Bu bağlamda genelde Adolf Hitler’in şahsına mistik-dini bir nitelik atfedilir. Rudolf Hess, Heinrich Himmler ve Alfred Rosenberg gibi önde gelen Nazi liderleri okült akımlarla ilgilenmişlerdir.

Örneğinin Helena Blavatsky liderliğindeki teozofistlerin “kök ırklar” teorisi, içinde Naziler tarafından dönüştürülerek benimsenmiştir. Bu dönemde etkili olan okült cemiyetler içinde Aryan merkezli okült ve hermetik gelenekleri harmanlayan Ariozofi, Thule Cemiyeti, Vril Cemiyeti ve Armanizm sayılabilir.

Nazilerin politik irrasyonalizmi gözönüne alındığında, ideolojilerinin bu türden okült-mistik dayanaklarının bulunması akıl dışı değildir. Fakat Masonluk ve Gül-haç gibi belli bazı hareketleri de bastırmışlardır.

Ayrıca Bkz. Siyonizm, Thule Cemiyeti, Vril Cemiyeti

Nibiru

Babillilere göre Nibiru, Tanrı Marduk ile ilişkilendirilen bir gök cismiydi. Kelimenin Akkadça olduğu sanılmakta ama ne anlama geldiği bilinmemektedir. Bu yüzden Nibiru yerine Marduk ismiyle anıldığı da olur. Babillilerin yaratılış destanı Enuma Elish’in V. Tablet’inin Kinnier Wilson tarafından yapılan çözümlemesinde ni-bi-ri kelimesi “kutup yıldızı” olarak çevrilmiştir. Daha sonraları Nibiru’nun Merkür veya Jüpiter olabileceği düşünülse de, bazı yazarlar güneş sistemimizde bu isimde ayrı bir gezegenin zaten bulunduğunu iddia etmişlerdir.
Bu iddialar bilim çevrelerinde pek kabul görmemektedir. Fakat konu etrafında hayli hacimli bir literatür oluşmuş durumdadır. Bu iddialarda Zecharia Sitchin adlı yazar başı çekmiştir. Sitchin, Nibiru’nun güneş sistemi içinde yer alan bir gezegen olduğunu ve aşırı derece eliptik yörüngesi nedeniyle ancak 3600 (3630, 3654 veya 3661) yılda bir dünyamızın yakınından geçtiğini iddia etmiştir. Sitchin, bu bilgilerin Sümer ve Babil kayıtlarında yer aldığını iddia etmektedir.

Sitchin, Nibiru gezegeninin yine farazi bir başka gezegen olan Tiamat ile çapışmasından sonra Dünya ve Ay’ın oluştuğunu iddia etmektedir. Nibiru gezegeninde yaşayan çok gelişmiş Anunnaki medeniyeti, bu çarpışmadan kurtulmuş ve daha sonra dünyaya gelmişlerdir. Sitchin’in iddiasına göre Anunnakiler genetik bilgilerini kullanarak dünyada önce kendilerine köle olarak insanları yaratmışlardır. Sonra da Nibiru ile birlikte çekilip gitmişlerdir. Sitchin, Anunnaki’nin Nibiru üzerinde yaşmaya devam ettiklerine inanmaktadır.

Bir başka iddiaya göre Nibiru bu çarpışmadan kurtulmasına rağmen özelliğini kaybetmiş ve bugün bir kahverengi cüceye dönüşmüştür. Gezegenin geçişi esnasında çekim gücü ile dünyada depremler, sellere ve benzeri afetlere yol açtığı iddia edilmektedir. Geçmişteki geçişleri esnasında Antartik buz tabakasının oluşması, Nuh tufanı vs. afetler yaşandığı ve Tevrat ve İncil’de geçen pek çok büyük olayın ve tarihteki büyük değişimlerin bu geçişlerle alakalı olduğu da iddialar arasındadır.

Konuyla ilgili bir başka kişi de Zeta adını verdiği insan dışı varlıklarla iletişimde olduğunu iddia eden Nancy Lieder’dir. Lieder, ZetaTalk isimli web sitesinden uzun yıllar Nibiru’nun (Planet X) 2003 yılında dünyanın yakınından geçeceğini ve dünyada kıyamete yol açacak büyük yıkımlar yaşanacağını iddia etmekteydi. Hatta Armageddon mitinin bununla alakalı olduğunu söylemiştir. Fakat bu kehanetler doğru çıkmamıştır.

2003 yılında kehanetin gerçekleşmemesinden sonra gündeme gelen tarih 2012’dir. Bu tarihin, aynı gezegenin hareketine dayanarak düzenlendiği iddia edilen Maya takvimindeki 3600 yıllık döngünün sonuna denk geldiği iddia edilmektedir. Hatta tam olarak 21 Aralık 2012 tarihi verilmektedir.

Bilimadamları Nibiru gezegeninin varlığına inanmamaktadır. Öncelikle bu kadar aşırı derecede eliptik yörüngeye sahip bir gezegenin yörüngesinin istikrarsızlaşacağı düşünülmektedir. Ayrıca güneşten bu kadar uzaklaşan bir gezegende karbon ve sus esaslı hayatın gelişmesi ve devam etmesi mümkün değildir. Eğer bir başka iddiada olduğu gibi gezegen kahverengi cüce aşamasını yaşıyor ise yaydığı ışımaların astronomlar tarafından farkedilmesi gerekirdi.

Nikola Tesla (1856-1943)

Dünyaca tanınmış Sırp asıllı Amerikan bilimadamı, mucidi, fizikçisi, mekanik ve elektrik mühendisidir. Elektrik ve manyetizma alanında devrim niteliğindeki çalışmaları ile ünlenmiştir. Alternatif akım, alternatif akımla çalışan motor, ve çokfazlı güç dağıtımı konularındaki teorik çalışmaları ile ikinci sanayi devriminde pay sahibidir.

1893 yılındaki telsiz iletişimi demonstrasyonu ve alternatif akımın Edison’un savunduğu doğru akıma üstün gelmesiyle Amerika’ın en büyük elektrik mühendisi kabul edilmiştir. Keşif ve icatlarıyla modern elektrik mühendisliğinin de temellerini atmıştır.

Nikola Tesla, üstün yeteneğine ve bilimsel katkısına rağmen, egzantrik kişiliği ve olası bilimsel ve teknolojik gelişmelerle ilgili tuhaf iddialarıyla zamanla bilim camiasından dışlanmış ve deli damgası yemiştir. Mesela, demonstrasyonlarda elektrik akımını kendi üzerinden geçirip, eliyle lambaları yakacak tipte bir insandı. Uçuk fikirleri arasında Niagara Şelalerinde elektrik üretecek devasa hidroelektrik jeneratörleri inşa etmek de bulunuyordu. Ama çok daha uçuk fikirleri de vardı.

Araştırmaları için kaynak aramak dışında kişisel maddiyatına hiç önem vermemiş olan Tesla 86 yaşında yokluk ve yalnızlık içinde ölmüştür. 1960 yılında Paris’te düzenlenen Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçü Birimleri Konferansında manyetik alan yoğunluğu veya manyetik indüksiyon ölçü birimi “tesla” olarak kabul edilmiştir.

Tesla’nın elektrik ve elektromanyetizma yanında modern robotiğin, uzaktan kumandanın, radarın, bilgisayarların, balistiğin, nükleer fiziğin ve teorik fiziğin gelişimine çeşitli oranlarda katkısı bulunduğu kabul edilmektedir. ABD Yüksek Mahkemesi 1943 yılında onu radyonun mucidi olarak tanıyan bir karar almıştır.

Nikola Tesla, başarıları ve ilginç iddaları ile okült akımlar, UFO’cular, Yeni Çağ taraftarları ve komplo teorisyenleri tarafından sıkça sözü edilen bir isim olmuştur.

Onun ilginç iddialarından biri “durağan yerküre dalgaları” adını verdiği teoridir; dünyayı bir iletken olarak kullanıp üzerinden akım geçirmek suretiyle manyetik dalga yaratmak olarak özetlenebilir. Tesla’nın amacı bu dalgalar vasıtasıyla dünya üzerinde iki nokta arasında komünikasyon paketleri gönderebilmekti.

Bu fikrini deneye dökmek isteyen Tesla, bu arada tesla bobini adı verilen voltaj güçlendiriciyi keşfetti. Yere verebildiği kadar elektrik verebildiği bir deney yaptı. Kullandığı şehir jeneratörü yanıncaya kadar yere elektrik veren Tesla’nın deneyinde, toprak bir insanı çarpacak kadar bile elektriklenmedi. Birkaç geçici ışık parlaması oldu o kadar.

Fakat yaklaşık olarak aynı zamana rast gelen ilginç bir olay oldu. Sibirya’nın uzak bölgelerinden birinde 15 megatonluk bir patlama meydana geldi. Atom bombasından 40 yıl önce meydana gelen bu patlamanın nedeni hiç bir zaman tam olarak anlaşılamadı. Meteor çarpması olarak tahminler yapıldı. Tesla ise Kuzey Kutbundaki bir keşif koluna dalgalarla bir mesaj göndermeye çalıştığını, patlamanın iki nokta arasındaki doğrusal çizgi üzerinde bir yerde gerçekleşmiş olabileceğini açıkladı.

Daha sonra gezegenler arası iletişime kafayı takan Tesla, bir süre kendisini Marslılarla iletişim kurmaya adadı. Bu arada radyo dalgalarıyla uzaktan kumanda üzerinde de çalışmalar yapıyordu. O zamanlar çok dikkate alınmayan bu çalışmalar, daha sonra uzay araçlarıyla iletişimden, insansız araçlara kadar pek çok modern teknoloji ürününde kullanılır hale geldi.

Tesla’nın tuhaf iddiaları arasında dünyayı ikiye bölebilecek bilgiye sahip olduğu ve bir uçağı 250 mil öteden eritebilecek “teleforce” adını verdiği ölümcül ışınlar da bulunuyordu. New York Times gazetesi ikinci dünya savaşının yaklaştığı yıllarda bu fikirlerin test edilmeye değeceğini yazdı. Bir başka fikri de seri ışın iletkenleri vasıtasıyla ABD üzerinde koruyucu bir zırh oluşturabileceği yönündeydi.

Bunların denenip denenmediği bilinmiyor. Fakat, Tesla 1943 yılında ölünce FBI’ın evine baskın yapıp tüm notlarını toparlayıp götürdüğü biliniyor. Ayrıca, mesela koruyucu zırh fikrinin daha sonraki yıllarda ortaya açan Yıldız Savaşları nosyonu ve füze kalkanı projesi ile benzerliği dikkat çekici.

Bu kadar egzantrik çalışmaları ve fikirleri olan bir adamın çeşitli komplo teorilerine konu olmaması da düşünülemez. Nikola Tesla’nın adının geçtiği teoriler arasında Philedelphia Deneyi, HAARP, ve “ölümcül ışınlar” (teleforce) sayılabilir.

Ayrıca Bkz. Philedelphia Deneyi, HAARP

Nonteizm

Herhangi bir Tanrı inancı içermeyen inanç sitemleri nonteistiktir. Budizm, Konfüçyüsçülük, Taoizm gibi doğu dinleri ile geniş anlamda ateizm bu kapsamda değerlendirilebilir. Hristiyanlığı da bir öğretici olarak Hz. İsa’nın şahsında tanrısız bir din haline getirmeye çalışanlar olmuştur.

Nusayriler

Genel olarak Arap alevilerine verilen isimdir. Rivayete göre, Nusayri adını oniki şiasındaki 11. İmam Hasan el Askeri'nin müridi Muhammed bin Nusayr'dan almışlardır. Suriye’de ve Türkiye’nin güney bölgelerinde azınlık olarak yaşarlar. Suriye’deki Esad ailesi ve bir kısım yönetici elit Nusayridir.

Tanrısal varlığın tezahüründen bir dizi semavi varlığın zuhur ettiğini ve reenkarnasyon düşüncesini savunurlar. Gnostik ve yeni eflatuncu düşüncelerin bir çoğunu adapte etmişlerdir. Nusayriler Hz. Ali'yi "mana" olarak isimlendirirler. Onlara göre mana olan Ali, isim olan Muhammed’i, Muhammed de "bab" (kapı) olan Selman Farisi'yi yaratmıştır.

Nusayriler dinlerine dışarıdan başkasını kabul etmedikleri gibi birçoğu kendi kutsal metinlerinde ne yazdığını bilmezler. Bu metinlere sadece az sayıda erkek inisiye tarafından erişilebilir. Dış görünüş olarak genelde Sünni müslümanların yaşadığı tarzda yaşarlar ve onlar gibi ibadet ederler. Özellikle Esad ailesinin Suriye’de yönetimi ele geçirmesinden sonra bu yöndeki adımlar hızlanmıştır.

ARAMA

Google

COPYRIGHT

EZOTERİK SÖZLÜK, konunun meraklılarına bilgi vermesi amacıyla yayınlanmaktadır. Bu sözlükte yayınlanan tüm maddelerin telif hakkı yazarına aittir. İzinsiz ve link vermeden kopyalanıp yayınlanamaz.
 
pageviews